Fatih Sultan hangi eşini öldürdü? – Tarih, dedikodu ve İzmir’de 3G internet kadar hızlı yayılan yanlış bilgiler
Benzer Bir Yazı: Eğri Kargaburun ne için kullanılır ?
İzmir’de sabah uyanıp kahve yaparken telefonu açtım. Twitter (ya da X mi artık neyse) yine “tarih flood” kaynıyor. Birisi ciddi ciddi yazmış: “Fatih Sultan hangi eşini öldürdü?” Altına da millet yorum yağdırmış, biri “ben tarihçiyim kesin öldürdü” diyor, öteki “benim dedem de biliyordu” diye işin dozunu artırmış.
Ben de mutfakta filtre kahvemi karıştırırken bir an durdum. Kaşık elinde donmuş insan efekti… Hani böyle oyunlarda karakter glitch olur ya, aynen öyle.
“Abi… Fatih Sultan Mehmed mi? Eş mi öldürmüş?”
Sonra klasik iç ses devreye girdi:
“Sen önce kahveni dökmeden iç de, tarih çözersin belki.”
Ama mevzu sarpa sardı. Çünkü bu soru aslında sadece tarih değil, aynı zamanda internetin “bir şeyi yanlış anlayıp 300 yıl ileriye taşıma” yeteneğinin de bir örneği.
Fatih Sultan hangi eşini öldürdü? sorusu neden sürekli gündeme geliyor?
Merhaba değerli Kefta okuyucuları. Bu yazımızda “Fatih Sultan hangi eşini öldürdü” hakkında faydalı bilgiler bulabilirsiniz.
Bunu İzmir’de Kordon’da yürürken düşünün. Martı bağırıyor, simitçi bağırıyor, bir de kafanın içinde “Fatih Sultan hangi eşini öldürdü?” sorusu bağırıyor. Üçü aynı anda olunca insan hafif dramatik hissediyor.
Bu iddia aslında tarihsel olarak sağlam bir zemine oturmuyor. Fatih Sultan Mehmed’in eşini öldürdüğüne dair güvenilir, kaynaklarla doğrulanmış bir bilgi yok. Ama internet dediğin şey zaten “kanıt yoksa bile konuşulur” evreni.
Benim arkadaş grubu da bu konuda farklı değil. Geçen gün sohbet:
— “Kanka Fatih eşini öldürmüş ya doğru mu?”
— “Kim demiş?”
— “YouTube yorumları.”
YouTube yorumları… Tarih biliminin son boss’u.
Tarihin gerçek tarafı: Fatih Sultan Mehmed’in özel hayatı
Şimdi olaya biraz sakin bakalım. Fatih Sultan Mehmed, 15. yüzyılın en güçlü hükümdarlarından biri. İstanbul’u fetheden adamdan bahsediyoruz. Yani “eşini öldürdü mü?” gibi bir başlıkla anılması aslında tarihin kendisine biraz haksızlık.
Tarihi kaynaklara göre Fatih’in birden fazla eşi ve cariyesi olmuştu. Dönemin siyasi yapısı gereği evlilikler çoğu zaman politik ittifak niteliği taşıyordu. Ama “eşini öldürdü” gibi dramatik Netflix senaryosu, tarih kitaplarında yok.
Bunu düşünürken aklıma şu geldi:
İzmir’de biri çay dökse bile “felaket” diye anlatıyoruz, Fatih döneminde biri sarayda öksürse herhalde 40 yıl efsanesi çıkardı.
Saray dedikoduları: 15. yüzyılın Instagram hikâyeleri
Bugün Instagram’da biri story atıyor:
“Çok yorgunum 😩”
Altına 15 kişi yazıyor:
“Noldu anlat.”
Osmanlı sarayında bu olayın versiyonu muhtemelen:
“Padişahın eşi biraz sessizleşti → 2 gün sonra: ‘öldürüldü mü?’ başlığı.”
İnsan psikolojisi değişmiyor. Sadece platform değişiyor.
Ben bunu düşününce kendi hayatıma dönüyorum. Mesela geçen hafta İzmir’de otobüs beklerken 3 dakika yüzüm asıktı. Yanımdaki teyze sorsa:
“Evladım sarayda mı bir şey oldu?”
Fatih Sultan hangi eşini öldürdü? sorusunun internet versiyonu
Şimdi dürüst olalım. Bu soru genelde nereden çıkıyor?
Tarihi yanlış TikTok videoları
YouTube “şok gerçekler” içerikleri
Forumlarda büyüyen dedikodu zinciri
Ve en tehlikelisi: “Ben bir yerden duydum”
Bu dörtlü birleşince tarih değil, adeta alternatif evren yazılıyor.
Ben İzmir’de arkadaşlarla otururken bunu tartıştığımızda biri dedi ki:
“Ya kesin vardır öyle bir şey.”
Ben de dedim:
“Abi senin ‘kesin’ dediğin şeyle tarih yazılmıyor.”
Ama iç sesim araya girdi:
“Sen önce bugün ne yiyeceğini kesinleştir.”
Yanlış bilginin en komik hali: Tarih WhatsApp grubu
Hayal et:
Grup adı: Osmanlı Bilgi Paylaşım 1453
Ali: Fatih eşini öldürmüş
Veli: Kaynak?
Ali: Dayım söyledi
Ayşe: Ben de duymuştum
Admin: 👍
İşte problem bu kadar basit ve bu kadar tehlikeli.
Fatih Sultan Mehmed ve gerçek tarih: Dram değil strateji
Fatih Sultan Mehmed’i anlamak için onun siyasi hamlelerine bakmak gerekir. İstanbul’un fethi, Avrupa’daki güç dengeleri, devlet yönetimi… Bunlar varken “eşini öldürdü mü?” sorusu biraz gölgede kalıyor.
Ama internet gölgeyi seviyor. Çünkü gölgede hikâye büyür.
Ben bunu İzmir’de gece yürüyüşü yaparken düşündüm. Körfez kenarında yürürken kafamda şu vardı:
“İnsanlar neden gerçekleri değil de hikâyeleri daha çok seviyor?”
Sonra martı bağırdı.
Cevap: “Çünkü hikâye daha eğlenceli.”
İç sesimle tarih tartışması
Ben: Fatih böyle bir şey yapmamıştır
İç ses: Kaynakların var mı?
Ben: Yok ama mantık var
İç ses: İzmir’de bile “mantık” pahalı artık
Haklı olabilir.
Saray hayatı ve yanlış anlaşılmalar
Osmanlı sarayında yaşam bugünkü gözle bakınca çok karmaşık görünüyor. Evlilikler, siyasi bağlar, entrikalar… Ama bu karmaşa bazen modern insanın hayal gücüyle birleşince ortaya absürt sonuçlar çıkıyor.
“Fatih Sultan hangi eşini öldürdü?” sorusu da tam olarak bu karışımın ürünü.
Gerçek yerine dramatizasyon ekleniyor:
Politik evlilik → cinayet hikâyesi
Hastalık → suikast
Sessizlik → gizem
Ben buna “tarih Netflixleştirme” diyorum.
İzmir kafasıyla tarih okumak
İzmir’de büyüyen biri olarak şunu söyleyebilirim: Biz biraz rahatız ama kafamız sürekli çalışır. Sahilde otururken bile beyin şunu yapar:
“Acaba Fatih gerçekten… yok ya saçma… ama ya?”
Sonra simitçi gelir:
“Simit ister misin?”
Hayat gerçekliğe geri döner.
Kendi hayatımdan küçük bir benzetme
Geçen gün markette sıra bekliyorum. Önümdeki adam telefonda:
“Abi Fatih eşini öldürmüş ya.”
Ben o an düşündüm:
“Ben bu ülkede neden markette tarih öğreniyorum?”
Kasiyer bile yorulmuştu muhtemelen.
“Fatih Sultan hangi eşini öldürdü” konusundaki yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Kefta olarak sizlere her zaman kaliteli içerik sunmaya devam edeceğiz.
Sonuç yerine değil, kafa karışıklığının özeti
Fatih Sultan Mehmed’in eşini öldürdüğüne dair güvenilir bir tarihsel bilgi yok. Ama internet dünyasında “yok” kelimesi genelde “henüz viral olmadı” anlamına geliyor.
Bu yüzden soru yanlış, ama sorunun neden sorulduğu çok doğru:
İnsanlar dramatik hikâyeleri seviyor. Gerçekler biraz düz, hikâyeler biraz keskin.
Ben İzmir’de yürürken bunu düşünüyorum. Körfez rüzgârı yüzüme vuruyor, kafamda hâlâ aynı soru:
“Fatih Sultan hangi eşini öldürdü?”
Sonra kendi kendime gülüyorum:
“Abi bırak Fatih’i, sen akşam ne yiyeceksin onu düşün.”