Bugün Kefta sayfasında “Kediler Allah’ı nasıl zikreder” üzerine hazırladığımız içeriği sizlerle buluşturuyoruz.
Kediler Allah’ı nasıl zikreder? Sokakta başlayan düşünce
İzmir’de akşamüstü… Hava tam “ne sıcak ne de serin, ama insanın varoluşunu sorgulatacak kadar garip” bir halde. Ben de Kordon’da yürürken, kafamda yine gereksiz derin ama bir o kadar da komik sorular dönüyor. Kulaklığımda şarkı çalıyor ama ben şarkıyı dinlemek yerine kaldırım kenarındaki bir kediyi izliyorum. Çünkü bazı sorular var ki insanı Spotify değil, sokak kedisi düşündürür.
O kedi öyle sıradan bir kedi değil bu arada. Bildiğin filozof gibi bakıyor. Bir banka uzanmış, gözleri yarı kapalı. Sanki dünyayı çözmüş ama açıklamaya üşenmiş gibi. Tam o an aklımdan şu cümle geçiyor:
“Kediler Allah’ı nasıl zikreder?”
Sonra kendime gülüyorum. “Kardeşim sen ne içtin?” diyorum iç sesime. Ama iç ses de boş değil, o da cevap veriyor: “Hiçbir şey içmedin, sadece fazla düşündün.”
İzmir’de bir gün ve kedilerle içsel muhasebe
İzmir’de büyüyen biri olarak şunu söyleyebilirim: Kediler burada sadece hayvan değil, resmen kamusal alanın gizli yöneticileri. Her köşe başında bir tane var ve hepsi sanki belediyeden maaş alıyormuş gibi özgüvenli.
Geçen gün marketten dönerken bir apartman girişinde üç kedi gördüm. Biri uyuyor, biri bana bakıyor, biri de sanki “sen burada yeni sayılırsın” der gibi beni süzüyor.
O an düşündüm:
“Kediler Allah’ı nasıl zikreder acaba? Bizim gibi kelimelerle mi, yoksa böyle sessizce mi?”
Sonra fark ettim ki ben yine gereksiz bir felsefe çukuruna düşüyorum. Ama İzmir sıcağında bu normal. İnsan biraz fazla güneş görünce direkt Sokrates moduna giriyor.
Mahalle kedisi “Zeytin” ve gizli ritüeller
Bizim mahallenin bir kedisi var: Zeytin. İsmi bile İzmir kokuyor zaten. Siyah-beyaz, hafif kirli ama “ben doğuştan karizmatikim” havasında.
Zeytin’i her gördüğümde aynı şey oluyor: sanki beni tanıyor ama umursamıyor. Bu da insana ayrı bir varoluş krizi yaşatıyor.
Bir gün Zeytin’i duvarın üstünde otururken yakaladım. Gözlerini kapatmış, rüzgârı hissediyor. O an içimden geçen şey şu oldu:
“Bu kedi kesin bir şey zikrediyor ama bizim anlamadığımız bir dille.”
Sonra kendime sordum:
“Kediler Allah’ı nasıl zikreder? Belki de biz yanlış yerde arıyoruz cevabı.”
Belki de onlar bizim gibi ‘dil’ kullanmıyor. Belki de her mırlama bir cümle, her esneme bir dua, her uyku pozisyonu ayrı bir teslimiyet.
Ama sonra Zeytin aniden kalktı, esnedi, gerindi ve bir çöp kutusuna doğru yürüdü. Bütün mistik hava bir anda gitti.
İç ses: “Felsefe bitti, yemek başladı.”
Kedilerin zikri: sessizlik, mırlama ve benim kafamın iç sesi
Şimdi dürüst olalım. İnsan bazen kedilere bakıp aşırı anlam yüklüyor. Çünkü biz boşluğu sevmiyoruz. Sessizliği bile doldurmak istiyoruz.
Ama kediler… onlar sessizliğin içinde yaşıyor.
Bir kedi mırladığında sanki dünya biraz yavaşlıyor. O ses çok basit ama garip bir şekilde insanın içini yumuşatıyor. İşte o an tekrar aynı soru geliyor:
“Kediler Allah’ı nasıl zikreder?”
Belki de cevap çok basit: onlar konuşarak değil, var olarak zikrediyor.
Ben bunu düşünürken apartmandan aşağı inen komşu sesleniyor:
“Yine mi kedi izliyorsun?”
Ben: “Yok abi, evreni çözmeye çalışıyorum.”
O: “Çöpü çıkarırken evren çözülmüyor bu arada.”
Haklı. Ama yine de içimdeki düşünce kapanmıyor.
Mırlama = meditasyon?
Bazen düşünüyorum da, kediler aslında bizden daha “anda kalan” varlıklar olabilir.
Biz sabah kalkıyoruz:
Kahve
Telefon
Bildirimler
“Hayat ne ara bu kadar karmaşık oldu?”
Kedi ise:
Uyan
Esne
Yat
Mırla
Tekrar yat
Bu kadar.
O yüzden aklıma şu geliyor:
“Kediler Allah’ı nasıl zikreder?” sorusunun cevabı belki de onların bu basitliğinde saklı.
Belki mırlama bir tür teslimiyet. Belki de bir tür “ben buradayım ve bu an yeterli” demenin en saf hali.
Kısa bir iç diyalog
Ben: “Bu kedi çok huzurlu ya…”
İç ses: “Sen de olabilirsin.”
Ben: “Nasıl?”
İç ses: “Telefonu bırak.”
Ben: “O kadar da değil.”
İç ses: “O zaman sorma.”
İnsanların abarttığı anlamlar ve benim gereksiz derin düşünmem
Bir noktadan sonra şunu fark ettim: insanlar bazı şeyleri fazla büyütüyor, bazı şeyleri de hiç görmüyor.
Mesela bir kedi uyuyor diye “ne huzurlu hayvan” diyoruz ama aslında o sadece uyuyor. Belki de rüyasında fare kovalıyor. Belki de hiçbir şey düşünmüyor.
Ama biz hemen metafizik anlam yüklüyoruz.
İşte tam burada yine aynı soru çıkıyor karşıma:
“Kediler Allah’ı nasıl zikreder?”
Belki de biz bu soruyu yanlış yerden soruyoruz. Belki de mesele “nasıl” değil, “neden böyle hissettiriyorlar?”
Çünkü bir kediye bakınca insanın içi biraz duruluyor. Gürültü azalıyor. Düşünceler sadeleşiyor.
Ben bunu İzmir’de sahilde otururken çok fark ediyorum. Martılar bağırıyor, insanlar konuşuyor, rüzgâr saçımı dağıtıyor ama bir kedi geçince her şey bir saniyeliğine susuyor gibi oluyor.
Kediler Allah’ı nasıl zikreder? sorusuna felsefi ama komik yaklaşım
Şimdi buraya kadar hep dolaştım ama asıl meseleye yaklaşmaya çalışıyorum.
Eğer “zikir” dediğimiz şey hatırlamak, fark etmek ve bir tür bilinç hâliyse… belki kediler bunu bizim düşündüğümüzden daha sade yaşıyor.
Onlar:
Geçmişe takılmıyor
Gelecek kaygısı taşımıyor
Kim ne demiş umursamıyor
Sadece var oluyor
Bu bile başlı başına bir “hal”.
Ben ise:
Dün söylediğim bir şeyi 3 gün düşünüyorum
2018’deki bir konuşmayı gece 3’te hatırlıyorum
Market kasiyerinin yüz ifadesinden anlam çıkarıyorum
Yani ben aşırı yüklenmiş bir sistemim, kedi ise fabrika ayarlarında mutlu.
O yüzden tekrar soruyorum:
“Kediler Allah’ı nasıl zikreder?”
Belki de cevap şudur: Bizim karmaşıklaştırdığımız her şeyi onlar basitliğe indirerek.
Günlük hayat sahneleri
Geçen gün evde otururken sokaktan bir kedi sesi geldi. Camı açtım. Küçük bir yavru kedi, yağmur sonrası ıslak zeminde yürüyor.
Hiç acele etmiyor.
O an düşündüm:
“Ben olsam paniklerdim. O ise sadece yürüyor.”
Ve içimden bir şey geçti. Tarif etmesi zor bir his. Sanki dünya biraz daha az gürültülü hale geldi.
İşte o anda yine aynı cümle:
“Kediler Allah’ı nasıl zikreder?”
Belki de cevap şu: varlıklarıyla.
Ama bunu söyleyince bile insan kendini fazla ciddi hissediyor. O yüzden hemen denge geliyor:
Ben: “Tamam da bu kedi niye benim existential krizimi çözüyor?”
İç ses: “Çözmüyor, sadece gösteriyor.”
Ben: “Ne gösteriyor?”
İç ses: “Susturmayı.”
Günlük hayat, kediler ve benim içimdeki gereksiz düşünce fabrikası
Daha Fazlası İçin: İnsan Allah'a niçin dua eder ?
İzmir’de yaşamak bazen şöyle bir şey:
Güneş var → düşünüyorsun
Rüzgâr var → düşünüyorsun
Kedi var → aşırı düşünüyorsun
Normalde insanlar kediyi sever geçer. Ben ise kediyi görünce 14 farklı felsefi teori üretiyorum.
Ama en çok takıldığım soru yine aynı:
“Kediler Allah’ı nasıl zikreder?”
Belki de bu sorunun cevabı yok. Belki de cevap bir bilgi değil, bir his.
Çünkü bazı şeyler öğrenilmez, sadece hissedilir. Kedinin yanına oturduğunda gelen o sessizlik gibi.
Ne tam huzur, ne tam düşünce… arada bir yer.
Ve belki de mesele tam olarak bu aradaki yerde gizli.
Bu içeriğimizin sonuna geldik. Kefta olarak “Kediler Allah’ı nasıl zikreder” hakkındaki sorularınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz.