Allah rızası gözetmek ne demek? İzmir’de sıradan bir günün içinde başlayan büyük soru
Daha Fazlası İçin: İnsan Allah'a niçin dua eder ?
Değerli Kefta takipçileri, bu yazımızda “Allah rızası gözetmek ne demek” ile ilgili sık sorulan soruları yanıtlıyoruz.
İzmir’de yaşayınca insanın hayatı biraz ikiye bölünüyor. Bir tarafın sürekli “deniz kenarında kahve içelim, hayat kısa” modunda, diğer tarafın ise gece yatarken “bugün gerçekten doğru insan mı oldum?” diye kendi kendine mini mahkeme kuruyor.
Geçen gün Kıbrıs Şehitleri’nde yürürken arkadaşım şöyle dedi:
“Ya sen çok düşünüyorsun ya.”
Ben de otomatik cevap verdim:
“Ben düşünmüyorum, sistem çalışıyor.”
Ama içimden başka bir şey geçiyordu: Allah rızası gözetmek ne demek? Mesela ben şu an sadece yürüyerek bunu gözetiyor muyum, yoksa sadece simit yemeye mi gidiyorum?
İşte böyle saçma gibi görünen ama bir o kadar da ciddi bir soru, bazen insanın kafasında İzmir sıcağı gibi yayılıyor.
Allah rızası gözetmek ne demek? sorusunu fazla düşünen bir insanın iç monoloğu
Şunu baştan söyleyeyim: Ben çok “derin düşünen ama pratikte bazen tost yakabilen” biriyim.
Bir gün evde çay koydum. Bardak kırıldı. Annem dedi ki:
“Allah rızası için dikkatli ol.”
Ben o an ciddi ciddi düşündüm: “Ben çayı dökmedim ama acaba bu olayda Allah rızası gözetmek ne demek?”
Sonra kendi kendime cevap verdim:
“Muhtemelen bardak kırmamak.”
Ama iç sesim hemen itiraz etti:
“Hayır, bu kadar basit olamaz.”
Ve böylece zihnimde mini bir tartışma başladı. İzmir sıcağı + iç hesaplaşma = tam bir karma.
Günlük hayatta Allah rızası gözetmek ne demek? küçük sahnelerle büyük anlamlar
Bir sabah markete gittim. Kasada yaşlı bir amca vardı. Önümdeydi. Kasiyer çok yorgundu. Ben de acelem vardı.
O an içimden iki ses konuşmaya başladı:
Birinci ses: “Hadi hızlı ol, sıra var.”
İkinci ses: “Bir dakika… Allah rızası gözetmek ne demek burada?”
Sonra hiçbir şey demeden bekledim. Amcaya yardım ettim, poşetini aldım. O da bana “Allah razı olsun evladım” dedi.
İçimde garip bir sıcaklık oldu.
Ama dürüst olayım, aynı gün başka bir yerde park yeri bulamayınca içimden yine eski ben çıktı:
“Bu dünya neden böyle?”
İşte tam burada fark ettim: Allah rızası gözetmek ne demek sorusu, sadece büyük kararlarla ilgili değil. Bazen sıradan anların içinde saklı.
Arkadaş ortamı: mizahın içinde kaybolan niyetler
Geçen hafta arkadaşlarla sahilde oturuyoruz. Konu bir anda ciddi yerlere geldi.
Arkadaşım dedi ki:
“İyi insan olmak çok zor ya.”
Ben de klasik İzmir rahatlığıyla:
“Kolay aslında, mesela çöpünü çöp kutusuna atıyorsun.”
Bir başka arkadaş hemen araya girdi:
“Bu mu yani?”
Ben de güldüm ama içimden düşündüm: Allah rızası gözetmek ne demek gerçekten? Sadece çöp atmak mı, yoksa niyet mi önemli?
Sonra biri simit aldı, paylaşmadan yedi.
Grup sessizleşti.
Kimse bir şey demedi ama o sessizlikte herkesin iç sesi konuşuyordu.
Benim iç sesim:
“Bak işte fırsat kaçtı.”
Küçük şeyler, büyük tartışmalar
İnsan bazen en küçük şeyde bile kendini sorguluyor.
Mesela biri sana mesaj atıyor:
“Geldin mi?”
Sen cevap veriyorsun ama içinden geçiriyorsun:
“Geç mi kaldım acaba?”
Sonra konu dönüyor dolaşıyor, Allah rızası gözetmek ne demek sorusuna geliyor. Çünkü bazen sadece zamanında cevap vermek bile bir dikkat meselesi haline geliyor.
İç sesimle yaptığım uzun sohbetler
Bende şöyle bir problem var: yalnız kalınca beynim toplantı yapıyor.
Bir gün otobüste giderken düşündüm:
“İnsan neden sürekli kendini sorgular?”
İç sesim cevap verdi:
“Çünkü Allah rızası gözetmek ne demek diye soran biri, her davranışın bir anlamı olup olmadığını merak eder.”
Sonra ben:
“Tamam ama bu çok yorucu değil mi?”
İç ses:
“Evet ama anlamlı.”
Otobüste camdan dışarı bakıyorum, İzmir akıyor, insanlar yürüyor, herkes bir yere yetişiyor. Ama benim kafamda ayrı bir evren var.
Yanlış anlaşılmalar: aşırı ciddiyet tuzağı
Bir dönem her şeyi fazla ciddiye alıyordum. Arkadaşlar “çok kasıyorsun” diyordu.
Mesela biri bana şaka yapıyordu, ben 10 dakika sonra “acaba burada bir mesaj var mıydı?” diye düşünüyordum.
Sonra fark ettim ki Allah rızası gözetmek ne demek sorusu, insanı kasmak değil. Tam tersine, niyeti düzeltmek ama hayatı kilitlememek.
Bir gün arkadaşım dedi ki:
“Sen her şeyi analiz ediyorsun.”
Ben de cevap verdim:
“Analiz değil, iç kontrol sistemi.”
O da güldü:
“Senin sistem update istiyor.”
Mahalle kahvesinde felsefe seansı
Mahalledeki kahvehaneye bazen takılıyorum. Orada herkes hayat uzmanı.
Bir amca dedi ki:
“Evlat, Allah rızası dediğin şey niyettir.”
Ben o an sustum. Çünkü bütün iç monologlarım bir anda durdu.
Ama sonra eve gidince yine düşündüm:
Allah rızası gözetmek ne demek? Gerçekten niyet mi, davranış mı, yoksa ikisi birden mi?
Ve cevap vermeye çalışırken çay taşırdım.
Modern hayat ve niyetin dağılması
Telefon elimizde, bildirimler sürekli geliyor. Bir yandan mesaj, bir yandan sosyal medya, bir yandan hayat.
Ben bazen kendimi şöyle yakalıyorum:
“Ben şu an gerçekten iyi bir şey mi yapıyorum, yoksa sadece ekran mı kaydırıyorum?”
İşte burada Allah rızası gözetmek ne demek sorusu modern bir boyut kazanıyor. Çünkü dikkat dağınıklığı çağında niyet bile parçalanıyor.
Bir şey yapıyorsun ama aklın başka yerde.
Bir şey söylüyorsun ama düşüncen başka yerde.
Kendi kendine komik ama gerçek yüzleşmeler
Geçen gün evde bulaşık yıkarken düşündüm:
“Eğer bunu şikâyet etmeden yaparsam ne olur?”
İç sesim:
“Su tasarrufu yaparsın.”
Ben:
“Bu kadar mı?”
İç ses:
“Evet ama niyet önemli.”
Ben de:
“Ben zaten bulaşık yıkıyorum, Nobel mi alacağım?”
Ama sonra fark ettim ki mesele büyük işler değil. Küçük işlerde bile Allah rızası gözetmek ne demek sorusu gizli.
İzmir akşamları ve iç huzur arayışı
Akşam sahilde yürürken şehir yavaşlıyor. Deniz hafif dalgalı, insanlar konuşuyor, çocuklar koşuyor.
Ben o an genelde susarım. Çünkü iç sesim konuşmaya başlar.
“Bugün ne yaptın?”
“Çok şey değil.”
“Peki nasıl yaptın?”
İşte kritik soru bu.
Allah rızası gözetmek ne demek sorusu burada daha sakin bir tona dönüşüyor. Sanki bağırmıyor artık, sadece fısıldıyor.
Kendimle barışma süreci
Bir süre sonra şunu fark ettim: sürekli kendini sorgulamak insanı yorar ama tamamen bırakmak da boşluk yaratır.
Denge gerekiyor.
Arkadaşlarımın yanında daha rahat, kendi başıma daha derinim.
Bir gün biri bana dedi ki:
“Sen hem ciddi hem komiksin, nasıl oluyorsun?”
Ben de dedim:
“İzmir güneşi gibi.”
İçimden ise şu geçti:
“Allah rızası gözetmek ne demek sorusunu bazen gülerek, bazen susarak cevaplamak.”
Son düşünce: basit ama zor
Bütün bu yaşadıklarımın sonunda vardığım yer çok karmaşık değil aslında.
Allah rızası gözetmek ne demek sorusu, büyük laflardan çok küçük davranışlarda gizli.
Bazen birine yol vermek.
Bazen kırmadan konuşmak.
Bazen susmak.
Bazen de sadece iyi niyetle bir şeyi yapmak, kimse görmese bile.
İzmir’de akşam rüzgârı yüzüme vururken şunu düşünüyorum:
Hayat zaten yeterince hızlı. Belki de mesele hız değil, yön.
Ve iç sesim son bir cümle bırakıyor:
“Basit yap, temiz yap, samimi yap.”
Ben de başımı sallıyorum.
Sonra sahilde yürümeye devam ediyorum.
“Allah rızası gözetmek ne demek” hakkındaki meraklarınızı giderebildiysek ne mutlu bize. Kefta ailesi olarak her zaman yanınızdayız!