İçeriğe geç

Bereket rengi nedir ?

Bereket Rengi Nedir?

Bugün Kayseri’nin sabahına uyanırken, güneşin doğuşu beni biraz daha fazla etkiledi. Dışarıdan gelen o ilk ışıklar, her zaman olduğu gibi bir umut taşır bana. Fakat bu sefer başka bir şey vardı; daha önce hiç hissetmediğim bir şey. Bereketin rengini düşündüm. Evet, bereketin rengi… Hep duydum, halk arasında, büyüklerimin söylediklerini hatırladım ama hiç derinlemesine düşünmemiştim. Bereket rengi nedir? Bu soruyu kendime sorarken, içimde bir kaybolmuşluk, bir arayış vardı. O an, en derin duygularımı hissetmeye başladım.

“Annemin Bahçesi”

Çocukluğumun en güzel zamanlarını, annemin bahçesinde geçirdiğimi düşünürüm bazen. Kayseri’nin o yaz akşamları, içimi ısıtan bir şekilde güneş batarken, annemin yetiştirdiği domatesler, biberler, patlıcanlar… Bahçede her şey, annemin elleriyle büyürdü. Her tohum, onun umudu, her filiz, onun emeğiyle yeşerirdi. O bahçeyi, yıllardır her gün gözlerimle büyüttüm ama bir şeyi fark etmem çok zaman aldı: Bereket, aslında bir renkmiş. O renk, bahçenin içinde gizlenmişti.

Annemin sabahları bir araya getirdiği tabaktan alınan kırmızı domatesin canlı rengi, sıcak bir yaz gününü hatırlatıyordu bana. Hani öyle bir sıcaklık ki, sadece güneşin değil, insanın içindeki sevginin de ısıttığı bir sıcaklık. O kırmızı domates, bereketin rengiydi. Çünkü o domates, annemin yıllarca çalışarak yetiştirdiği, emek verdiği her şeyin simgesiydi. Her hasatla birlikte, annemin yüzünde gördüğüm mutluluk, aslında bereketin ne olduğunu anlatıyordu.

Büyüklerin Sözleri ve Hayal Kırıklıkları

Benim için bereket rengi, sadece doğadan gelen bir şey değildi. Bir de duygusal yanları vardı. Çocukken, büyüklerimizin söylediklerini sıkça dinlerdim. “Bereketin rengi, altın sarısıdır,” derlerdi. Anlamını bilmesem de, altın sarısı denildiğinde, gözlerimde bir parıltı belirdiğini hatırlıyorum. Altın sarısı, zenginliği, gücü, büyüklüğü simgeliyordu. Ama büyüdükçe fark ettim ki, bazen hayal kırıklıkları da bereketin bir parçasıdır.

Bir gün, iş yerinde bir toplantıda şunları duyduğumda içimdeki heyecan sönüverdi: “Bu yıl, Kayseri’deki üretim beklenenin çok altında kaldı.” O an içimi bir korku sarstı. Bir zamanlar benim de annem gibi özenle büyütmeye çalıştığım projelerim, hayal ettiğimden çok daha az kazanç getirdi. O altın sarısı, bir anlık hayal kırıklığına dönüşmüştü. Evet, bu da bir tür bereketti ama gözlerimdeki parlaklık, artık kaybolmuştu. O gün, aslında gerçek bereketin her zaman beklediğimiz gibi olmayabileceğini öğrendim.

Umudun Yeşili: İçsel Bir Dönüşüm

Hayal kırıklığı o kadar ağırdı ki, bir süre işin, insanın duygusal dünyasının ne kadar birbirine bağlı olduğunu anlamadım. Birkaç hafta boyunca kaybolmuş hissettim. Ama sonra bir sabah, aynı bahçede olduğu gibi, bereketin rengini tekrar hatırladım. Bu sefer, bahçede değil, içimdeki bir yerlerdeydi. Umudun rengi, yeşildi. Tıpkı annemin ilk tohumları toprağa attığı an gibi bir şeydi. O yeşil, sadece doğanın değil, insana yeniden inanç veren bir renk gibiydi.

Ve sonra düşündüm: Bereketin rengi, ne sadece altın sarısıydı ne de kırmızı domatesin rengi. Bereket, umutla kararmış duyguların ışığıydı. Yeşilin kendisi, toprağa yerleşen her küçük tohum, büyüme arzusuyla dolu bir hayatın ifadesiydi. Yani her şeyin sonunda, her zorluktan sonra bir umut doğuyordu. Bereketin rengi, sadece altınla değil, insana dair en derin duygularla da ilişkilidir.

İçsel Zenginlik

Kayseri’nin dağlarında bir sabah yürüyüşü yaptım. Gözlerimden süzülen yaşları fark etmedim bile. Yavaşça düşünmeye başladım: “Bereketin rengi, aslında içsel bir zenginlikmiş. Öyle bir zenginlik ki, dışarıdaki her şeyin ötesinde bir anlam taşıyor.” Bir zamanlar sadece maddiyatla ilişkilendirdiğim o rengin, aslında ruhumun derinliklerinden geldiğini fark ettim.

O sabah, güneşin doğuşu, biraz da kırmızımsı ve altın sarısına yakın bir tonla parlıyordu. Ama o sarı, öylesine yumuşak bir sarıydı ki, insanı sarıp sarmalıyor, kucaklıyordu. Bereketin rengi, belki de tam olarak buydu: Bir umut, bir arayış, her şeyin en güzel haline dönüşen bir sevgi. O renk, kaybolan değil, her zaman yeniden bulunan bir değerdi.

Sonuç: Bereketin Rengi

Hayatımda her şeyin bir karşılığı olduğunu öğreniyorum. Bereket, sadece bir zamanlar gözlerimde parlak altın sarısıydı. Ama şimdi, her duygunun içinde farklı bir renk taşıdığını görüyorum. İçsel zenginlik, sevgi, umut ve hayal kırıklıkları hep bir arada var. Bu, hayatın döngüsüdür. İnsanlık hali, işte bu döngüde kaybolur ve yine yükselir.

Benim için bereketin rengi, artık sadece bir renk değil, yaşamın ta kendisi. Kimi zaman kaybolur, kimi zaman beklediğimiz gibi çıkar. Ama her zaman, yeni bir güne umutla başlamak için bir neden verir. O yüzden bereket, ne bir altın ne de bir kırmızı domatesin rengi. Bereket, senin ve benim içimizdeki ışığın rengi…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort deneme bonusu veren siteler
Sitemap
hiltonbet giriş